Güneş Enerjisi

Güneş Enerjisi - Solar Energy

Güneş Enerjisi – Solar Energy

Küresel Isınma ve Temiz Enerji

Dünyada her geçen gün artan enerji talebi, teknik, ekonomik ve ekolojik sorunları da beraberinde getirmektedir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAE) tahminleri, dünyadaki enerji talebinin 2005-2030 yılları arasında % 55 oranında artacağı yönünde ve bu artıfltaki en büyük pay ise % 84 ile fosil yakıtlarda yani petrol, kömür ve doğal gazda olacaktır. Sınırlı kaynaklar olan fosil yakıtların hızla tüketilmesi sadece enerji krizine değil ekolojik krize de yol açmaktadır. Çünkü bu kaynakların kullanımı küresel ısınmanın sebebi olan sera gazlarının atmosfere bırakılmasına neden olmaktadır.

Dünyanın ortalama sıcaklığı son yüzyıl içerisinde 0,74 °C arttı. 1 Hayatımızda radikal değişiklikler yapmazsak artmaya da devam edecek. Küresel ısınmaya yol açan sera gazlarının hatırı sayılır bir bölümü enerji sektörüyle doğrudan ilgilidir.

Gelişmiş ülkeler olarak da adlandırabileceğimiz (İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması Ek-I) ülkelerde, enerji sektörü kaynaklı sera gazlarının oranı % 64 olarak tespit edilmiştir. Bu oran ulaşım sektörünü de dahil ederseniz % 83’e kadar çıkabilmektedir. 2 Bu nedenle enerji kaynaklarımızı daha akıllı kullanmamız ve karbondioksit baflta olmak üzere sera gazı salımı sınırlı olan kaynaklara yönelmemiz hayati önem taşımaktadır.

Bilim insanları, ortalama sıcaklık artışının iki Küresel Isınma ve Temiz Enerji dereceyi geçmemesi gerektiği konusunda hemfikir. Bu eşik değer aşılırsa, iklimsel değişiklikler bir daha durdurulamayacak bir noktaya gelebilir. Bilindiği gibi Kyoto Protokolü’nün hedefi de, 2008-2012 yılları arasında sera gazı salımlarını 1990 yılı değerlerinin % 5,2 aflağısına çekmektir. İki dereceyi geçmemek içinse bundan daha fazlasının yapılması gerekir. 2030 yılına kadar % 50-60, 2050 yılına kadar ise % 80 oranında bir azaltma şart görünüyor. Bu hedefe ulaşmak için bir yandan artan enerji talebini karşılamak amacıyla yeni kaynak yaratmak ya da var olan kaynakları daha akıllı kullanmak, diğer yandan da halihazırda kullandığımız sera gazı salımı yüksek olan kaynakları daha az karbondioksit salımı yapan kaynaklarla değiştirmek gerekecektir. Kaldı ki, petrol gibi birçok sınırlı kaynak tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Dünyada bilinen petrol rezervlerinin yaklaşık 50 yıllık bir ömrünün kaldığı belirtilmektedir. Sınırlı kaynaklar tükendikçe de fiyat artışı kaçınılmaz hale gelmektedir; tıpkı petrol ve doğal gazda olduğu gibi. Fosil yakıtların kullanımının küresel iklim değişikliğine yol açmasının yanında, aynı zamanda yoğun hava kirliliği, asit yağmurları ve termik santraller çevresinde biriken kül dağları gibi onlarca çevre sorununa da neden olduğu bir gerçektir. Isıtma, soğutma ve elektrik üretme amaçlı yakılan fosil yakıtların yerine temiz enerji ya da yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması CO2 seviyesini bölgesel ve küresel olarak düşürmenin yanı sıra çevre kirliliğini önlemenin de en iyi yollarından birisidir. Rüzgâr, güneş, biyokütle, jeotermal, küçük hidroelektrik santralleri ve dalga enerjisi gibi kaynaklar giderek dünya enerji üretiminde daha etkin bir role sahip olmaktadır. Yine, UEA’nın verilerine göre, hidroelektrik hariç yenilenebilir enerji kaynaklarının bugün elektrik üretiminde % 2 olan payının, 2030 yılında % 6’ya ulaşması beklenmektedir. Sadece elektrik üretiminde beklenen bu temiz enerji kaynağı artışı, gelecek yıllarda bunların ne denli önemli roller üstleneceğinin de bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Dünyanın birçok ülkesinde, yeni enerji üretim yatırımları artık temiz enerji odaklı olmaktadır.

Örneğin Alman hükümeti, ülkedeki tüm nükleer santralleri 2021 yılına kadar kapatma ve temiz enerjiye geçme kararı almıştır. Dünyadaki rüzgâr kurulu gücü 2007 sonunda 100 GW’a ulaşmıştır. Türkiye’nin tüm enerji santrallerinin kurulu gücünün 41 GW olduğu düşünülürse bu hızlı gelişme daha net anlaşılabilir. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, güneş enerjisi sektörünün ticari hacmi önümüzdeki 30 yıl içinde 4 trilyon USD olacaktır.

Yenilenebilir olmayan fosil yakıtlar bakımından fakir bir ülke olan Türkiye, enerji bakımından % 70 oranında dışa bağımlı olup her yıl elektrik, doğal gaz, petrol ve yüksek kalitede kömür alımı için milyarlarca dolarlık ithalat yapmaktadır. Halbuki, Türkiye hem güneş hem de rüzgâr bakımından oldukça kuvvetli bir potansiyele sahiptir. Temiz enerji sistemlerini tercih etmenin en büyük avantajlarından biri, yakıt sorunu olmaması yani sınırsız birer enerji kaynağı olmalarıdır. Enerji literatüründe temiz enerji kaynakları için, güneş var olduğu sürece var olacaklarından, ‘sınırsız kaynaklar’ tanımı kullanılır. Bunun yanı sıra, enerjide bağımsızlık, doğal afetlere karşı güvenlik, bireylerin kendi enerji üretimlerini yapabilmesi, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve merkezî enerji üretiminden kurtulmak temiz enerji kaynaklarının en önemli avantajları olarak sıralanabilir.

20 yıl önce, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılma nedeni, daha çok, fosil yakıtların fiyatlarının yükselme beklentisiyle ilgiliydi. Günümüzde ise bu nedene, geçtiğimiz yüzyıl içerisinde sınırlı enerji kaynaklarının bilinçsizce tüketilmesi, bunun sonucunda yaşanan küresel iklim değişikliği ve ekolojik kriz de eklendi.

Ekolojik dengeye verilen zararın telafi edilmesi ve daha sonraki nesillere, içinde bulunduğumuzdan çok daha iyi şartlarda bir dünya bırakılması için yeni bir yaşam modeli yaratılması kaçınılmaz görünmektedir.

Temiz enerji kaynaklarının yaygın kullanımı ile günlük yaşamımıza daha değişik bir dünya görüşü hâkim olacaktır. Sınırsız ve sorumsuzca enerji tüketiminin yerini bilinçli, çevreye saygılı ve ihtiyacı karşılamaya yönelik enerji kullanımı alacak ve böyle bir ortamda da refah düzeyini, en fazla enerji tüketen yerine en verimli enerji kullanan belirleyecektir.

Güneş Enerjisi

Bugün, insanların kullandığı çeşitli enerji kaynaklarına baktığımızda bunların neredeyse hepsinin güneş kökenli olduğunu görmekteyiz. Dünyanın aydınlatılmasından, yağışlar ile su döngüsünün sağlanmasına ve rüzgârların esmesine kadar her şey güneşin varlığına bağlıdır. 1 İnsanların besin kaynakları da, insanlar dışındaki tüm canlılar da yaşamlarını güneşten gelen enerjiye borçludur.

Güneş enerjisi, bilinen enerji kaynakları arasında en temizi ve en tükenmez olanıdır. Güneş radyasyonu çok yüksek miktarda enerji içerir ve doğadaki süreçlerin neredeyse hepsinden sorumludur. Insanoğlunun güneş enerjisine olan ihtiyacı tartışmasız olarak sonsuzdur. Dünyamızda fosil yakıtların kullanımının negatif etkileri nedeniyle insanların yaşam tarzlarının değişmesi, konutlarda ve sanayideki enerji ihtiyaçlarına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Güneş enerjisi neredeyse sınırsız bir kaynaktır. Ancak insanlar güneş enerjisini doğrudan kullanmaya son zamanlarda başlamıştır.

Güneş, kütlesindeki hidrojen atomlarının çok yüksek basınçlar altında helyum atomlarına dönüştürüldüğü füzyon reaksiyonları ile çok büyük miktarlarda enerji üretmektedir. 5.500 santigrat derecelik yüzey sıcaklığı ile güneş, yaklaşık 5 milyar yıldır bir nükleer füzyon reaktörü gibi çalışmaktadır. Güneşten gelen enerji, dünyamıza radyo dalgalarına benzer biçimde, ama farklı bir frekans aralığında elektromanyetik dalga olarak ulaşır. Mevcut güneş enerjisi genelde W/ m2 birimiyle yani alana düşen Watt cinsinden enerji olarak gösterilir. Dünyamızı çevreleyen atmosferin dışına ulaşan güneş enerjisi miktarı yaklaşık 1367 W/m2’dir. Bu enerjinin bir kısmı dünyanın yüzeyine ulaşmadan atmosferden geçerken soğurulur, bir kısmı ise yansıtılır. Ayrıca toz parçacıkları, gaz molekülleri ve kirlilik yüzünden bir kısmı da saçılır. Bunun sonucunda açık bir günde güneşin yönünde dünya yüzeyine düşen mevcut enerji miktarı yaklaşık 1000 W/ m2’dir.

Güneş Enerjisi, Temiz Dünya Rehberi PDF belge için resme tıklayınız.

Güneş Enerjisi Temiz Dünya Rehberi

Kaynak: TemizDünya Ekoloji Derneği

Solar UPS Güç Kaynakları     Kesintisiz Güç Kaynakları     Perpa UPS